HACI BAYRAM GÖREN
AFŞİN’İN SU İLE İMTİHANI
Yaşadığımız şehrimiz Afşin’in isimlerinden birisi de Yarpuz dur. Kaşgarlı Mahmut Divanü Lügati't-Türk isimli eserinde, Yarpuz ismini açıklar iken; bir anlamının da Dağdan akan su olarak tasvir etmiştir. Diğer bir tanımında ise, yüksek dağlarda serin kaynak sularının yanında yetişen güzel kokulu bitki olarak da açıklamıştır. Yarpuz, özellikle dağlarda serin pınar başlarında yetişen, olağanüstü güzel kokan yaban nanesidir.
Yani Afşin’in tarihinde kullandığı bir diğer adı olan Yarpuz ismini soğuk kaynak suyu ve o su da yetişin güzel kokulu bir bitki olarak açıklayabiliriz.
Şimdi buradan hareketle, tarihiden gelen kimliği ile Afşin de doğal kaynak içme suyu ve yeşillik ne durumda. Bir ara bundan 30-35 yıl evvel Afşin’in adının neredeyse Yeşil Afşin olarak kayıtlara geçeceğini biliyoruz. Şehrin dört bir tarafını koruma altına almış bulunan tepeler bizleri ne zaman ağaçlandıracaksınız diye bağıra dursun, biz bir fıkra ile anlatmağa çalıştığımız sıkıntımızı taçlandırmağa çalışalım.
‘’Nasreddin Hoca bir yaz günü yolculuk ederken, öğle vaktine doğru bir hayli susar. İlerde bir göl görür. Şöyle kana kana su içmeyi düşünerek gölün kenarına gelir, avucunu doldurur, hızla bir kaç yudum yutar; amma midesi bulanır, tükürmeye çalışır. İlk defa karşılaştığı bir su olan Acıgöl'ün sodyum sülfatlı suyu midesini berbat etmiştir. Hoca civarda aranırken küçük bir su kaynağına rastlar. Suyun tatlı su olduğunu anlayınca, önce ağzını iyice çalkalar, sonra da kana kana su içer, Eşeğini de sular. Şakır şakır dalgalanan Acıgöl'e şöyle bir bakar, su içtiği kaynaktan avucunu doldurarak gölün kenarına gelir; - “Cimri zenginin zekâtsız malı gibi şişinip durma!... Su dediğin böyle olur” diyerek avucundaki suyu şak diye gölün yüzüne savurur.’’
Şehrimizin iki yanında buz gibi Hurman çayı ve Göksun çayı akmakta ama bizler su kıtlığı çekmekteyiz. Ağzımızı açtığımız zaman Afşin’in tarihinden, Çoban pınarından, Hurman çayından, linyit kömüründen gururla , şişine şişine bahsederiz. Ama su kıtlığını da çekeriz. Afşin de bulunan linyit kömürünün eski çağlarda gölün çökmesi nedeniyle oluştuğunu da belirtelim. Yani Afşin bölgesi eski çağlarda gölmüş. Su ile bu kadar iç içe bir şehrin su ile imtihanı…..
Tabii hemen Akdere İçme suyu diyeceksiniz. İnşallah onunda başına bir şeyler gelmez. Çünkü projeye başka şehirlerinde dahil edildiği duyumları var. Ayrıca Santraller nedeniyle Hurman çayının güzergahının değişeceği ve Afşin’in elinden alınacağı da söylenmektedir. Bari Afşin’i komple kaldırıp, en yakın ilçeye taşısınlar da hep beraber sıkıntıdan kurtulalım ne dersiniz? Atalarımız boşa ‘’Su medeniyettir’’ dememişler. Eğer Hurman çayının güzergahı değişecekse Afşin’in doğusundan, şehrin kenarından geçirilmelidir.
”Avucunuzun arasına az bir miktar su alın ve bütün aralıklar kapanacak şekilde sıkıca kapatın avucunuzu. Onu bir yumruk yapın. O bir damla su sizin bütün dikkatiniz ve tedbirinize rağmen çıkacak bir boşluk bulacaktır. İnsan da hayatta su gibi olmalı. Tehlike ve çaresizlikler karşısında her zaman Pratik ve alternatif bir çıkış bulacak kadar çok yönlü ve dinamik olmalı. Su gibi akmalı zihin.” (Bruce Lee)
Afşinlinin zihni daima açık, zinde ve dinamik olmalı tekeden yağ çıkarmanın çarelerini bulmalıdır. Zaman duracak zaman değildir. Zaman çalışma, koşturma ve başarma zamanıdır.
‘’Acıkanın yanağından, susayanın dudağından belli olur.’’
Afşin hizmete hem acıkmış hem de susamıştır. Şehrimizin yol ve su sorunu acilen çözülmeli, yeşil alan sayısı ve sosyal tesisleri yapılmalı, tarihinden gelen güzelliklerle Afşin bir an evvel kucaklaştırılmalıdır. Tarihin huzurla buluştuğu şehir olarak adlandırılan Afşin, yolların bozukluğu, susuzluk, piknik amaçlı yeşil alan eksikliği, çevre düzenlemesinin olmaması gibi nedenlerden dolayı oldukça huzursuzdur. Tarihin huzurla buluşabilmesi için daha önceki yazılarımızda dile getirdiğimiz bir müze acilen projelendirilmelidir. K.Maraşta bulunan ve Afşin’e ait olan tarihi eserlerimiz, yapılacak olan müzemize konulmalıdır.
‘’Göle su gelinceye kadar, kurbağanın gözü patlar.’’
Artık Afşin’in bekleyecek zamanı kalmadı. Önümüz yaz ve bu yıl artık çarşımızda, pazarımızda, caddemizde, sokağımızda değişiklik ve güzellikler görmeğe başlamak istiyoruz.
Kalın sağlıcakla……
Su şiiri
bir hamam ki, arınma gayesinden şaheser;
arınmışların yeri, cennette nurlu kevser.
kainatta ne varsa suda yaşadı önce;
üstümüzden su geçer doğunca ve ölünce.
insan habersizken yolların verâsından,
gökle toprak arası su şaşmaz mecrasından.
su kesiksiz hareket, zikir, ahenk, şırıltı;
akmayan kokar diye esrarlı bir mırıltı.
kah susar, kah çırpınır, kah ürperir, kah çağlar;
su, eşyayı kemiren küfe ve pasa ağlar.
su bir şekil üstü ruh, kalıplarda gizlenen;
yerde kire battı mı, bulutta temizlenen…
bu dünya insanlığa manevi hamam olsa;
her rengiyle insanlık tek renkte tamam olsa…
su duadır, yakarış, ayna, berraklık, saffet;
onu madeni gökte altınlar gibi sarfet! ……